8 Ağustos 2008 Cuma
8 Temmuz 2008 Salı
ALEX DE SOUZA NAM-I DİĞER krALEX

Transfer Döneminde çoğu köşe yazarı Fenerbahçe ile dalga geçiyordu. Gazetelerde "Aziz Yıldırım Alex'in Peşinde." başlıkları atılıyordu. Bu Alex denen adam transferin gözde ismiydi. Cruzeiroda oynuyordu ve klübe teklifler yağınca Cruzerio taraftarları yönetim binasına yürümüşlerdi sakın satmayın diye...
Her fırsatta içindeki Fenerbahçe nefretini kusan Fatih Altaylı da yine boş geçmedi o zamanlar.Alex haberlerine gülüyordu.Alex'e Real Madrid,Barcelona talipken Fenerbahçe'nin onu alabileceğine ihtimal bile vermiyordu.Hatta haddini bilmeden Fenerbahçe Camiasıyla alay ederek şu yazıyı yazdı."Kandırmayın Fenerbahçelileri! Alex malex gelmez gelemez." diyordu.
Ama büyük başkan Aziz Yıldırım kafasına koyduğunu yapardı.
Ve Amerika Kupasında o sene Brezilya Kaptanı olarak kupayı havaya kaldıran Alex Fenerbahçe'ye imza attı...
Alex'in transferiyle kapak yiyen medya yine de yılmadı.Bu sefer eleştiriler başladı... Alex koşmuyordu,Alex küçük maçların adamıydı.
Ama Alex kapak takmaya devam etti.Eleştiriler arttıkça o gollerini asistlerini arttırıyordu.

Kısa zaman içinde herkes kabul etti Alex'in ne kadar büyük bir futbolcu olduğunu. Artık her yeni transfer Alex'le mukayese ediliyor. Carrusca,Lincoln,Ricardinho,Delgado,Marcelinho.... Daha niceleri =) Her yönetici çıkıp bizim futbolcumuz 10 Alex eder,5 Alex eder diye açıklama yapmaya başladı.Büyük kaptan artık bir ölçü birimi ligimizde...
4 sene içinde Fenerbahçe tarihinin en çok gol atan yabancı futbolcusu oldu.TSL gol kralı oldu.

Rıdvan Dilmen bir maçından sonra aynen şöyle dedi :
"O Fenerbahçe ve Lig Tarihinin tartışmasız en iyi futbolusu."
Büyük maçların oyuncusu değil diyenlere de gereken cevapları verdi Alex. Derbilerde ve Avrupa Maçlarında takımın beyni hep oydu.
07/08 Sezonu Şampiyonlar Ligi Asist Kralı ne Kaka ne Messi ne Ronaldinho ne de C.Ronaldoydu.
07/08 Şampiyonlar Ligi Asist Kralı ALEX DE SOUZA'ydı.
S.Gerrard UEFA'ya verdiği bir röportajında "Fenerbahçe'deki Alex'i hayranlıkla izliyorum." diyordu.

Fenerbahçe tribünleri ona artık krALEX diyor. O bizim için yaşayan bir efsane.En ezeli rakip taraftarları bile artık bir kulp bulamıyor Alex'e.Nasıl bulsunlarki.Lig tarihimizde şu istatistiklerin yanından dahi geçebilen bir futbolcu yok.

1 Temmuz 2008 Salı
10 Haziran 2008 Salı
ZİCO DEVRİ SONA ERDİ...

Başkanımız Aziz Yıldırım İstanbul Erkek Lisesi`nde katıldığı bir panelde Arthur Zico ile anlaşamadıklarını açıkladı.
Başkanımız Aziz Yıldırım, teknik direktör Zico’nun avukatıyla yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığı için bu konuyu askıya aldıklarını açıkladı. Cağaloğlu’ndaki İstanbul Lisesi’nde öğrencilerin sorularını yanıtlayan Yıldırım, Zico’nun avukatıyla bir süre görüştüklerini belirterek, "Zico ile yapılan çalışmalar sonunda mutabakatı sağlayamadık. Bizim isteklerimiz vardı, onların istekleri vardı ve yakın pozisyona getiremedik. Onun için askıya aldık. Teknik direktör konusunda gerekli çalışmalar yapıldı. Kısa sürede açıklama yapacağız. 26-27 Haziran’da İstanbul’da takımız toplanacak. O gün Fenerbahçe teknik direktörü takımının başında olacak" diye konuştu.
Fenerbahçe ve Türkiye adına yaptığın her şey için teşekkürler Zico...
9 Haziran 2008 Pazartesi
5 Mart 2008 Çarşamba
ŞÜKÜRLER OLSUN!

Adı dört hece aşkı dağ gibi ''Fe-ner-bah-çe!''
Bu destan nasıl yazılır ki! Bu büyük zafer nasıl anlatılır ki! Fenerbahçe'nin yürek savaşçıları, dünya futbolunun şah damarı Fenerbahçemiz, dün gece İspanyol Boğası, son 2 yılın UEFA Kupası Şampiyonu Sevilla'yı yerle bir etti.
Sağol... Sağol... Sağol... Fenerbahçemiz
Bizlere bu büyük sevinci yaşattığın için; Tüm Türk halkına mutluluk gözyaşları döktürdüğün için ; Bizlere suda ateş nasıl yakılır gösterdiğin için; Adını gökyüzüne, uzaya, evrendeki tüm alemlere adını altın harflerle yazdırdığın için; Teşekkürler Fenerbahçe!
Fenerbahçe maçın hemen başında Alves ve Keita'nın golleri ile 2-0 geriye düştü! Ardından öyle bir Fenerbahçe sahneye çıktı ki, bir anda sahadaki 11 altın adamımız, 2 kişilik, hatta 3 kişilik oynamaya başladılar. Sevilla'nın neye uğradığını şaşırdığı bir anda Deivid sahneye çıkarak durumu 2-1'e getirdi. Kanoute'nin golü Sevilla'ya yalıncı bir bahar getirdi, ilk yarı 3-1 bitti. İkinci yarıda olağanüstü bir Fenerbahçe ortaya açıktı, 79'da Deivid maçı uzatmalara götürecek skoru getirdi: 3-2. Normal süre böyle bitti! Uzatmalarda Sevilla'yı elimizden kaçırdık! Ama penaltı atışlarında Sevilla'yı Şişledik! Futbolun arenasından zaferle ayrıldık! Futbolda F.Bahçemiz'le gökyüzüne ayak bastık!

F.Bahçemiz'e tarihi zaferi getiren penaltı atışlarında Vederson, Aurelio ve Kezman fileleri havalandırdı, Edu'nun atışını Palop kurtardı! Penaltılarda kalesinde Devlerin Devi Kesilen Volkan, Escude, Maresca ve Alves'in penaltı atışlarını kurtardı ve Türk futbol tarihinin en büyük zaferlerinden birini getirdi! Teşekkürler Volkan! Teşekkürler F.Bahçe'nin yürek savaşçıları! Ne mutlu Fenerbahçeliyim diyene! Ne mutlu Türküm diyene! Evet! F.Bahçemiz, Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finalde! F.Bahçemiz, Avrupa'nın 8 devi arasında. 14 Mart'taki kurada F.Bahçemiz'in yeni kurbanı belli olacak. Devler Ligi'nde çeyrek final maçları 1-2 Nisan ile 8-9 Nisan'da oynanacak.

ATILAN PENALTILAR: Kanoute, Dragutinovic (FC Sevilla), Vederson, Mehmet Aurelio, Kezman (Fenerbahçe)
KAÇAN PENALTILAR: Escude, Maresca, Daniel Alves (FC Sevilla), Edu (Fenerbahçe)
25 Şubat 2008 Pazartesi
ÇUBUKLU DÜNYA VİTRİNLERİNDE...

Adidas Türkiye Genel Müdürü Haluk Özmutlu, Fenerbahçe’nin klasik çubuklu maç formalarının Adidas’ın İspanya, Fransa, İtalya, Almanya ve İngiltere’de bulunan 11 mağazasında satışa çıkacağını açıkladı.
DÜNYANIN en büyük spor malzeme üreticilerinden Adidas, İspanya, Fransa, İtalya, Almanya ve İngiltere’de bulunan 11 mağazasında Fenerbahçe’nin klasik çubuklu maç formasını satmaya başlıyor. Böylece Adidas Avrupa’da ilk kez mağazalarının bulunduğu ülke ve şehirlerin takımları dışında bir takımın formasını satacak. Fenerbahçe’nin çubuklu formasının Sevilla, Barselona, Paris-Rivoli, Paris-Champs Elyees, Roma, Berlin, Frankfurt, Stuttgart, Milano, Manchester ve Londra’da bulunan Adidas mağazalarında yer almaya başladığını kaydettiler.
BREZİLYA CESARETLENDİRDİ: Fenerbahçe’nin çubuklu formasını bir süredir Brezilya’daki Adidas mağazalarında satıldığını hatırlatan Adidas Türkiye Genel Müdürü ve Yönetiem Kurulu Üyesi Haluk Özmutlu, "Brezilya’da yakaladığımız yüksek satış performansına, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nde sürdüreceği başarıya paralel olarak, söz konusu Avrupa şehirlerinde de ulaşacağımıza inanıyoruz" dedi.
ZİCO VE CARLOS: Dünyanın en büyük spor malzeme üreticileri arasında bulunan Adidas, Fenerbahçe futbol takımının çubuklu maç formalarını ilk kez 2007 yılının sonlarına doğru Brezilya’da bulunan mağazalarında satmaya başlamıştı. Brezilyalı futbol taraftarları özellikle Zico ve Roberto Carlos’un isimlerinin yazıldığı formalara büyük ilgi göstermişti.
FENERİUM BAŞARISI: Fenerbahçe’nin taraftar ürünlerini ürettiren ve satan Fenerium A.Ş., sadece Türkiye’de değil dünya futbolunda da taraftar ürünü pazarlamacılığında en başarılı örnekler arasında gösteriliyor. Fenerium mağazaları, bundan bir süre önce Brezilya’da yayınlanan Vogue Dergisi’ne haber olmuştu. Dergi, Türkiye’yi tanıttığı 2 sayfalık haberinde Fenerbahçe’ye ve Fenerium mağazalarına da yer ayırmıştı.
VOGUE’YE HABER OLDU: Haberde, "Türkler, futbol ve Fenerbahçe aşığı. Taraftarlarca kısaltılmış adıyla ’Fener’ Türkiye’deki en ünlü futbol takımı. Takımda pek çok Brezilyalı oyuncu ve Asya tarafında muhteşem bir stadyumları var. Fenerium ise şehir genelinde pek çok mağazası ile; takımın sarı lacivert renklerinde olan spor giyim ürünleri satmakta. Fenerium’un bayan markası ’Miss Fener’de de atkılar, tişört, polar, şapka ve mont gibi çeşitli ürün seçenekleri bulunmakta. İşin en keyifli yanlarından biri ise bu mağazalarda istediğiniz ismi ya da rakamı tişörtünüzün arkasına bastırabilmeniz" denilmişti.
YILDA 450 BİN FORMA: 2000 yılında 60 metrekarelik küçük bir dükkan olarak kurulan Fenerium, bugün 6000 metrekarelik 58 mağazadan oluşan bir zincir haline geldi. 2000 yılında 255 bin YTL olan Fenerium’un cirosu, geçen süre sonunda bugün 45 milyon YTL’lik bir büyüklüğe ulaştı. 2000 yılında 40 bin parça forma ve t-shirt satılan Fenerium mağazalarında 2007 yılında 450 bin parça forma ve t-shirt satışına ulaşıldı.
Sinerji iki taraflı değer artırıyor
FENERBAHÇE’nin dünyaca ünlü futbolcuları transfer etmesinin hem bu futbolcuların hem de Fenerbahçe’nin değerini artırdığını söyleyen Fenerbahçe Spor Kulübü Mali İşler Koordinatörü Abdülkadir Kuşin, "Dünyaca ünlü futbolcuların transferi sadece forma satışları ve tribün gelirlerini değil Fenerbahçe’nin ileride transfer edeceği diğer yıldız futbolcuları da etkiliyor" dedi.
Real Madrid bile gelip Fenerium’u inceledi
FENERBAHÇE’nin Fenerium ile yakaladığı başarı, uluslararası futbol devlerinin de dikkatinden kaçmadı. Dünyanın en zengin futbol kulüplerinden olan İspanyol Real Madrid takımından bir heyet, bir süre önce İstanbul’a gelerek Fenerium mağazalarında incelemeler yaptı. Heyet, Fenerium yöneticilerinden de bilgi aldı.
22 Şubat 2008 Cuma
Muhteşem Pankartın Öyküsü
Fenerbahçemiz, Şampiyonlar Ligi 2. tur ilk maçında İspanyol devi Sevilla`yı, Saracoğlu`nda mağlup ederken, takımımızın elde ettiği zaferden sonra bu muhteşem geceye damgasını vuran ikinci olay Telsim Tribününde acılan dev pankart ve yapılan koreografiydi. Bu muhteşem eser tribünlerimizin genç grupları Grup CK ve UNİFEB`in eseriydi.
Bu pankartın hazırlığı için nasıl büyük bir emek verdiklerini bildiğimizden, kendilerinden bu pankartın öyküsünü hazırlamalarını istedik. Böyle bir güzelliği tribünlerimize ve ekran başındaki milyonlara yaşattıkları için onlara sonsuz teşekkür ediyoruz. İşte kendi ağızlarından pankartın öyküsü:
21 Aralık 2007. Sıradan bir tarih değildi. İlk defa grup kuralarından sonraki kuraları farklı bir heyecanla izleyecektik. Önceleri 2.tur kura çekimini izlerken ayakları uzatıp keyifli keyifli seyrederdik. Nasıl olsa yoktuk biz. Bu sefer farklıydı herşey. Kura çekildi ve Sevilla çıktı.
İki grubun organizasyon kadrosu Unifeb derneğinde bir araya geldi. Telsim altta dev pankart üstte koreografi planı çerçevesinde tartışmalar başladı.
-böyle çok güzel
-yok yok bak bu daha iyi
-aslında bu olmalı bence
Sonunda aklın yolu bir mantığından ortaya birşey çıkarabildik. Mehmet Duru`nun katkılarıyla beraber hazırdı çalışma. E hazırdı da nasıl yapılacaktı? Litrelerce boya, 1380 metrekare bez ve daha başka bir sürü şey için harcanacak para. Nasıl hazırlanacaktı bunlar? Bunun telaşı sardı bu sefer bu insanları. Herşeyi en uygunundan halletmek lazımdı tabiki.
Detaylı araştırmalar ve sonunda en uygun gereçler en uygun şekilde temin edildi.Tamam bu da olmuştu.Ne kaldı geriye? "MEKAN" Nasıl bir uğraştı o...İstanbul`un haritası çıkarılırdı o uğraşmalar yer gezmeleri mekan arayışları sonucu .Kiraya uygun olan yerler ya boya kullanımı nedeniyle yada 10 günlük süreç nedeniyle bir türlü kiralanamadı. Artık kara bulutlar toplanmaya başlamıştı.Yok etmek lazımdı bir an önce. Her şey göze alınarak yarı açık telsim koridoru seçildi. Maksat şu gereksiz bulutlar gitsin ve şu iş yapılsın.
O kadar konsantrasyon sağlanmıştı ki Türkiye Kupası unutuldu .Kura çekimi vardı sabah sabah. Rakip kim olacak diye izlerken "Galatasaray" adı anıldı. Yine ele alınan telefonlar yine söylenen "abi ne olacak şimdi?" sözleri. Herşey Sevilla`ya aktarılmıştı. Ya Gs maçı boş geçilecek yada Sevilla organizasyonu değişecekti.
Ama Gs maçını boş geçmek olur muydu? Görkemsiz bir mekanda derbi olur muydu? Beklentilerin çokluğu nedeniyle Sevilla çalışmasını dondurup Gs maçına yöneldik birden. Sebepsiz zamansız bir maç. Sevilla pankartına kalkan fırçalar daha kurumadan Gs pankartına indirildi. Süren çalışmalar ve ortaya çıkan çubuklu. Ne güzel görüntüydü o? Karambole gelsede yinede layıkıyla biten bir iş için içimiz rahat bir şekilde Sevilla`ya odaklanmıştık .İptal etmek olmazdı bunu. Bu işe karar verdik mutlaka yapılacaktı. Ne olursa olsun.
Bezler kamyonete yüklendi ve mekana götürüldü çizim amacıyla. Olmadı. Mekan uygun değildi resmin çizimine. Başından beri şans eksikliği ile giden çalışma artık iyiden iyiye insanlara "yeter artık" dedirtti.Yok yok hırstan öteydi artık. Resmen tek gaye ettik kendimize şu çalışmayı.
Perşembe sabahı başlıyorduk artık.76*18,4 ebatındaki bir pankartı 90*5 gibi bir yerde nasıl boyayacaktık? 4`e katlanan bir pankart ve parça parça boyanan.ilk gün 1.parça bitti.ertesi gün yine toplanıldı ve sabahlama kararı alındı. Cumartesi günü bu iş bitecek diyerek cuma sabahından başlandı 2. parçadan başlayarak boyamaya.
Akşam olunca "kim sabahlayacak yahu adam kalmadı" derken sabahlamaya gelenlerin sayısı 41`i buldu.Bir yandan Rize maçı izlenirken bir yandan fırçalar boyalara batırılıyordu .O kadar kaptırmışlardı ki kendilerini sadece gol olunca maça bakmaya başladılar. Fedakarlık etmek lazımdı tabi o sırada bazı şeylerden.
Pankart çabuk kurusun diye 2 büyük ısıtıcı pankarta tutulurken geriye kalan ufak ısıtıcı ile ısınılmaya çalışıldı. "Aşk Cefa İster" diye asılan pankartın temasıydı belkide bu. Gerçekten cefa mı isterdi? Bu gençlere göre evet. Saat sabah 4 olunca Mehmet Duru`nun türkü konseri ile içler tamamen ısındı. Vız geldi tüm esintiler.
Pankart kuruyunca provaya girişilmek istendi. Ama dedik ya,vardı bir uğursuzluk. İstanbul`a beklenen kar tam da o gün yağmıştı. Apar topar depoya konulan pankart Salı günü prova için açıldı.
En başından beri süregelen düşünce zincirinin son halkası pankartın nasıl açılacağına dairdi. Bakıldığında böylesine bir pankartı düz açmak oldukça zor bir işti. Ama o kadar emekten sonra illaki bir yolu bulunup o pankart açılacaktı. Sağdan soldan gerilen ipler neticesine pankart, "aaaç" sesleri ile açıldı. 3 dakika sürmüştü açılması. Bunu 1 dakikaya indirmek için verilen uğraşlar sonunda işe yaradı. Gecenin sonunda Telsim üste dizilen kartonlarla beraber ertesi güne ümit bağlandı. 5 dakika için verilen emek, değseydi bari tüm bunlara.
Gece 02:00`de haykırılarak söylenen "Fenerbahçeli olmanın gururu bizlere yeter" bestesinde eller bu sefer fırça için değil sahip olunan bu gurur için kalktı. Herşeyin özetiydi belkide.
Maç saatinde heyecan kat sayısının zirve yapması neticesine beklenen an geldi ve sorunsuz bir şekilde herşey tamamlandı.
21 Şubat 2008 Perşembe
BUNUN ADI DESTAN!
Şampiyonlar Ligi 2. tur ilk maçında Fenerbahçemiz İspanyol ekibi Sevilla'yı konuk etti. Takımımız karşılaşmadan 3-2 galip ayrıldı.
SARACOĞLU’NA kimler geldi, kimler geçti!.. ‘Havalı İtalyan’ Inter, kibirli PSV, Rus CSKA... Hepsi boyunun ölçüsünü aldı... Dün Sevilla’nın aldığı gibi!.. Avrupa’da destan üstüne destan yazan Sarı Kanarya ilk kez bir İspanyol’u çimlere gömdü... Rakip, 2 sezondur UEFA Kupası Şampiyonu... Rakip, Arsenal’in bulunduğu grupta 15 puanla ilk sırada... Kim takar!.. Fenerim önce 17’de Kezman’la sarstı... Edu’nun inanılmaz hatası, Sevilla’ya beraberlik getirdi. 57’de Lugano mermi gibi çaktı: 2-1... 66’da Escude yeniden skora denge getirdi. Ammaaa, son sözü Semih 87’de söyledi... Şimdi inancımız bir kat daha arttı... 4 Mart’ta beraberlik Fener’e çeyrek final getirecek...
Bu arada 6alatasaray da UEFA kupası 2.turunda leverkusene 5-1 mağlup olarak elendi.Ayrıca 6alatasaray'ın grubundaki Grup 1.'si Bordeaux bizim elediğimiz Anderlecht'e elendi, grup 2. si Helsinborg elediğimiz PSV'ye elendi...Hatırlar mısınız Ümit Karan, "Bizim grubumuz Fener'in grubundan zor" demişti. Zaten Lincoln de 20 Alex gücündeydi. =)
Şu iki günde tüm medyaya ve eziklere gereken tüm kapaklar takıldı.İlahi Adalet yeşil sahada da geçerli...
15 Ocak 2008 Salı
ONZE Fenerbahçe'ye 8 sayfa ayırdı

Fransız ONZE dergisi Ocak sayısında Fenerbahçe'mize 8 sayfa ayırdı. Dergi, kulübümüzün ekonomik büyüklüğünden teknik direktörümüz Zico'ya ve 100. Yıl kutlamalarımıza kadar pek çok konuda bilgiler verdi. Brezilyalı oyuncumuz Roberto Carlos ile de bir röportaj yapan dergi, kısaca kulübümüz hakkında şunları söyledi: 100. yılını tarihinde ilk defa Şampiyonlar Ligi eleme turuna katılarak kutladı. Duygusal kapsamda teknik direktör hep en ön sıradadır. En ufak bir başarısızlık onu incitir. Bir seri kötü sonuç onun için ölümcül olabilir. Zico da, takımın Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda elenmesinin ardından, geçen sezonun başında kovulmanın eşiğinden döndü. Ne mutlu ki yönetim bu baskıya karşı direndi ki sezon sonunda takım şampiyon oldu. Zico bu sayede biraz soluk aldı. Sezona da Beşiktaş'ı Süper Kupa finalinde 2-1 yenerek başarıyla başlandı. Zico, şampiyonluk ünvanını korumak ve Şampiyonlar Ligi yarı finaline ulaşmak gibi iki hedefi olan kulüp için, kendi kafasında bir ekip yarattı: oyuncu ve parıltı. İyi bir gününde, Fenerbahçe önüne gelen herhangi bir ekibi yenebilir. Şampiyonlar Ligi'nde Inter'i yenmesi de bunun bir kanıtı. Bu gece, Türk ekibi olağanüstü bir Alex'le İtalya Şampiyonu'na futbol dersi verdi. Şampiyonlar ligini kazanmak Aziz Yıldırım'ın en büyük rüyası.Türk kulüplerinin bir sıra önüne geçmek ve en güçlü rakibi Galatasaray'ın UEFA Kupasını kazandığı performansını hafızalardan silmek. Çünkü Fenerbahçe'ye göre bir şampiyonluk kazanmak iyi fakat Galatasaray'ı yenilgiye uğratmak daha iyi! Modern antrenman merkezi Samandıra'da Portekizce Türkçe'den sonra ikinci bir resmi dil haline geldi. Zico'nun gelişi de bu fenomeni güçlendirdi zira Zico içlerinde kardeşinin de bulunduğu 3 kişiyle geldi. Bugün, Fenerbahçe'de 6 Brezilyalı mevcut. Marco Aurelio en eskileri. 2006'da Türk vatandaşlığına geçti ve adı da Mehmet olarak değiştirildi. Orta saha onun sayesinde rahat bir nefes alıyor ( maç başına ortalama 11 kkm koşuyor). Euro 2008'de Türkiye için oynayacak, Brezilya'yı kalbinde sakladı. Derbikatör Zico
Ekonomik gücü ve inanılmaz popülaritesiyle Avrupa futbolunun zirvesine tırmanmayı hayal ediyor.
Burası Kadıköy buradan çıkış yok! Şükrü Saracoğlu Stadı'nın soyunma odalarına giden kapıda asılı olan bu cümle rakip takımı uyarıyor.
Tribünlerde 50.000 taraftar kendinden geçmiş vaziyette. Stadın gürültüsü 130 desibele kadar ölçüldü.
Bordeaux'un eski Brezilyalı futbolcusu Deivid de Souza; "Bu seyircinin önünde oynadığında kendini yüceltiyorsun, bu bana Brezilya futbolunun çılgınlığını anımsatıyor. Bu destek sayesinde takım kendini daha güçlü hissediyor" diye açıklıyor.
Kanıt: Tarihinde ilk defa UEFA Şampiyonlar Ligi eleme turuna katıldı ve bu onlar için, 100. yılını kutladığı bir senede harika bir hediye oldu. 3-1'lik CSKA Moskova galibiyetinin ardından Zico: "Onlarsız bu bahsi kazanamayacağımız seyircimize çok teşekkür ediyorum. Fenerbahçe gerçek bir ekip. Oyuncularımız takım ruhuna sahip, inanıyorum ki ilerleyen turlarda da çok güzel şeyler yapacağız" dedi.Çarşamba günü, 12 Aralık, Aziz Yıldırım'ın hafızalarından asla silinmeyecek. Sarı Kanaryaların başına geldiği günden beri Fenerbahçe'yi Avrupa'nın en iyi kulüplerinden biri yapmak için karşılıksız harcamalar yapıyor. Ultra modern stadıyla, 2009 UEFA Kupası finalinin ev sahipliğini yapacak olan Kadıköy Kulübü birkaç senede iktisadi gücüyle Türk Futbolunun referansı haline geldi. Finansal açıdan iki rakibi Beşiktaş ve Galatasaray'ı geride bırakıyor.
Kulüp bunun yanında FBTV adlı kendi TV kanalına sahip ve bu sayede Avrupa'daki binlerce taraftarın desteğine güvenebilir. Kulüp bu tutkunun bir karşılığı olarak, takımın 12. adamı olarak kabul edilen 12 numarayı taraftarına vermek için çekti.
Yıldırım'ın bu çılgınlığı devam ettirmek için bir reçetesi her zaman var. Birbirini takip eden sezonlar boyunca dünya ünlü bir ismi renklerine katıyor: 2002 Ariel Ortega, 2003 Hollandalı Pierre Van Hooijdonk, 2004 Brezilyalı Alex, 2005 Nicolas Anelka, 2006 Sırp Mateja Kezman, 2007 Real Madridli Brezilyalı Roberto Carlos.
Deivid'e göre "Brezilyalılar onun sayesinde Fenerbahçe'ye daha kolay adapte oluyor."
İstanbul'da derbiler futbol müsabakasından çok başka bir şey. Güçlü rakibe karşı her randevu bir sivil savaş havası yaratıyor.






